RADYO GÜVEN

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE...   Mustafa Kemal ATATÜRK        KIBRIS TÜRK MÜCAHİDİNİN SESİ 89.2Mhz  90.4Mhz    90.8Mhz
 AnaSayfa     Sağlığımız                                                                                                                         
ÖNCE SAĞLIK

 

 

AĞIZ İÇİ YARALARI VE DİŞ SAĞLIĞI

 

       Ağız kenarı, dudaklar, damak, dil, yanak içleri, diş etleri vb. yumuşak dokulara yerleşmeyi seven küçük yaraların oluşma sebepleri birbirlerinden farklı olabiliyor.

Yemek yememizi, konuşmamızı ve hatta genel vücut sağlığımızı etkileyebilen bu küçük yaralar, her yaşta ve herkeste sıklıkla görülebiliyor.

       En sık rastlanan ve tekrarlayan ağız yaraları uçuklar ve aftlardır. Bayanlarda erkeklere oranla daha fazla görülen bu ağız yaraları, genellikle bir bölgede oluşur fakat bazı durumlarda birkaç farklı noktada birden oluşabilir.


       
AFT


       Aft’ın oluşma nedeninin belirlenmesi için çeşitli araştırmalar yapılsa da bugüne kadar kesin bir neden ortaya konulamadı. Başlıca nedeni stres olan aAft, vücudun dirençsiz kaldığı dönemlerde sıkça ortaya çıkar. Psikolojik nedenlerin afta neden olması sıklıkla görülen bir durumdur. Bayanlarda özellikle adet öncesi gerginlik sendromlarında sıklıkla aft oluştuğu görülür. Aft genellikle ağız içinde dil, yanak içleri, diş etleri ve damakta görülür. Zaman zaman dudaklarda da oluşabilir. Ağız içi travmalar, özellikle diş darbeleri aft oluşumunu başlatan en önemli nedenlerdir. Isırma, çarpma veya ağız içi operasyonlarından sonra aft oluşabilir. Bunların dışında asidik maddeler de aft oluşuma neden olabilirler. Ağız mukozasına zarar verebilecek yoğun C vitamini içeren besinlerin aft oluşumuna neden olabileceği araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Tuzlu gıdalar, asitli içecekler, sigara, baharatlı yiyecekler aft’a neden olabilir. Bazı kişilerde alerjik bir bünyeye sahip olmaları nedeniyle, buğday ve çavdar gibi bakliyatlardan sonra da aft oluştuğu görülmüştür.


       Aft’lar genellikle bir hafta sürer ve bu dönemde bölgesel ağrılara neden olabilirler. Beslenme zorunluluğu nedeniyle de ağıza giren besinler ağrının artmasına sebep olur. Aftların herhangi bir etkeni olmadığı için yaradan, sağlıklı dokuya bulaşma gibi bir riski yoktur. Ancak aftların açılması durumunda ağızda bulunabilecek birçok bakteri bu aftların enfekte yara olmasına sebep olabilirler. Bu dönemde tuzlu, baharatlı, asitli yemekler yemekten uzak durmalıyız. Bu yiyecekler aftların açılmasına ve enfeksiyon kapmasına neden olabilirler. Ağız yaraları ciddi bir hastalıktır. Bazı ağız yaraları neden yokken ortaya çıkarken bazı yaralar ikincil olarak başka bir hastalığın etkisinde oluşabilirler. Eğer sıklıkla ağız içi yaralarınız oluyorsa ve iyileşmesi uzun süre alıyorsa bir hekime başvurmanız gerekir.


       
Uçuk


       Uçuklar, aftlara göre daha ağrılı ve enfekte özelliğe sahiptir. İçi sıvı dolu ağrılı kabarcıklar halinde ağız içi ve dışında ve hatta yüzün başka bölgelerinde de çıkabilirler. Herpes Simplex virüsü tarafından oluşurlar. Bu virüs, kişinin vücuduna bulaşıp uçuğu meydana getirdikten sonra, uçuk tedavi edilse dahi sinsice vücutta bekleyebilir. Vücudun direnci azaldığı an sinsice bekleyen bu virüs aktif hale geçer ve yeniden uçuk oluşturur. Direncin düşmesi sonucu tekrar başlama eğilimi gösteren uçukların oluşmasında diğer yardımcı faktörler de güneş ışınları, hormonal düzensizlikler olarak sıralanabilir. Uçuk oldukça enfekte bir yaradır. Genellikle aynı yerde çıkma eğilimine sahiptir. Oldukça ağrılı geçen hastalık süreci hem görüntü hem de metabolik etkileri nedeniyle hastanın yaşam kalitesini düşürür.


       Aft’a göre uçuk çok hızlı yayılabilen ve başka insanlara bulaşan bir hastalıktır. Uçuk çıkaran kişinin özellikle uçuk bölgesine temas eden kişisel eşyalarının, sağlıklı kişiler tarafından kullanılmamasına özen göstermek gerekir. Bu eşyalara örnek olarak bardak, kaşık, havlu, kozmetik ürünler örnek verilebilir. Uçuğun başlama dönemi, gelişmesi ve enfeksiyonu dışarıya akıttığı 3 farklı dönemi vardır. Bulaşma riskinin en yoğun olduğu dönem yaranın patladıktan sonraki dönemdir. Uçuk nerede başlarsa başlasın, kişinin başkasını korumasının yanısıra kendini de koruması gerekir. Ağızda başlayan uçuk başka bölgelere kişinin kendisi tarafından bulaştırılabilir.


       Bir lezyon başladığında bu lezyonu kaşımamak oldukça önem taşır. Enfeksiyon etkeni, el ile burun içine ve hatta genital bölge mukozasına bile kolaylıkla bulaştırılabilir. Uçuğu sıkmak, oynamak gibi davranışlar oldukça yanlıştır. Uçuğu çıkaran kişinin sıklıkla ellerini bol sabunlu su ile yıkaması hastalığın tedavisi ve yeni bir uçuk oluşumunun önlenmesi açısından oldukça önemlidir. Tedavide antiviral kremler yada oral ilaçlar hekim tarafından önerilir.

 

 

Diş ve diş eti hastalıkları yaşamı tehdit ediyor

 

            Dünya Sağlık Örgütü’nce diş ve diş eti hastalıkları, yaygınlığı ve tekrarlanma oranları bakımından insanların karşılaştığı en büyük sağlık sorunlarından birisi olarak kabul ediliyor.Diş hekimleri ise ağız sağlığının çürüksüz bir ağızdan daha fazla anlam taşıdığını söylüyorlar. 2003 yılında yapılan bir araştırma diş ve diş eti hastalıklarının yol açtığı tehlikeleri ortaya koydu.

 

            Araştırma sonuçlarına göre, çocukların yüzde 60’ında diş ve diş eti enfeksiyonu var ve bu durum büyüme yetersizliğine zemin hazırlıyor. Ağır derecede diş ve diş eti rahatsızlığı olan anne adaylarında düşük yapma riski 8 kat daha fazla. 39-69 yaş grubundaki diş ve diş eti rahatsızlığı olan insanlarda kalp hastalığı görülme riski 3-7 kat, kötü ağız hijyenine sahip olan bireylerin kronik solunum sistemi hastalığına yakalanma riski de 4-5 kat daha fazla. Ayrıca, çocukluk döneminde diş ve diş eti hastalığı bulunanların yüzde 80’i ideal kilosuna ulaşamıyor.

 

          Diş ve diş eti hastalıklarının gelişmişlik düzeyi ile ilişkisi olduğunu ve gelişmiş ülkelerde bu hastalıkların görülme oranının daha fazla olduğuna dikkati çeken uzmanlar, bu hastalıkların yol açtığı işgücü kayıplarının yaşam tarzını etkilediğini ve insanların sosyal yaşam kalitesini de düşürdüğünü söyledi.Detaylı bir ağız incelemesi beslenme bozuklukları, mikrobik enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi bozuklukları ve ağız kanserleri gibi birçok hastalığın erken teşhisini sağlıyor.

 

          Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, diş ve dişeti hastalıkları, kanser, kronik akciğer ve kardiyovasküler hastalıkları ile ortak risk faktörlerine sahiptir. Örneğin, beslenme alışkanlıkları birçok ciddi hastalığa davetiye çıkarmaktadır. Diş ve diş eti hastalıkları ise beslenme alışkanlıklarını doğrudan etkilemektedir. Aynı şekilde tütün kullanımı ağız sağlığını olumsuz etkilemekte ve bu durum ağız boşluğunda meydana gelen kanser vakalarına yol açmaktadır. Bu nedenle diş ve diş eti hastalıklarının hayatımızı tehdit etmesini önlemek için ağız hijyenine dikkat etmeliyiz.

 

 

Peynir, süt, elma dişleri koruyor

 

         Diş ve dişeti hastalıklarında beslenme alışkanlıkları önemli rol oynuyor. Peynir, süt, elma ve havuç gibi besinler içeriğindeki bazı maddelerle ağızdaki asit miktarını azaltıp, diş çürüklerinin önlenmesinde etkili oluyor

Kayseri Sağlık Müdürlüğü’nün, 17-23 Kasım tarihleri arasında kutlanacak Ağız ve Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, diş ve dişeti hastalıklarından korunma yollarına dikkat çekildi. Ağızda biriken mikropların, besin parçalarından asit açığa çıkarması sonucunda diş ve dişeti hastalıklarının ortaya çıktığının belirtildiği açıklamada, bu hastalıklardan en iyi korunma yönteminin düzenli fırçalama ile yapılan ağız temizliği olduğu vurgulandı.


       Diş ve dişeti hastalıklarının ortaya çıkmasında beslenme alışkanlıklarının da önemli rol oynadığına dikkat çekilen açıklamada, yetersiz ve dengesiz beslenmenin ağız ve diş dokularının gelişimini olumsuz etkilediği belirtildi.

 

       Dişleri fırçalamanın yanı sıra tüketilen bazı besinlerin de diş çürüklerini önlediğinin ifade edildiği açıklamada şu görüşlere yer verildi: “Peynir, yapısındaki kalsiyum fosfat ve peptitler ile ağızdaki asit miktarını azaltarak, dişin yapısını güçlendirir. Peynir, ayrıca tükrük akışını uyararak asit ortamını azaltmakta ve mekanik temizliğe yardımcı olmaktadır. Süt, içeriğindeki kazein, kalsiyum, laktat, iyonize kalsiyum, fosfat iyonları, yağ ve vitaminler ile diş çürüklerini engellemektedir. Ancak, süte katılan şeker çürük riskini artırır. Yer fıstığı, fosfat ve kakao, tannik asit içeriği ile ağız sağlığının korunmasına yardımcı olur. Kepekli unun içinde bakterilerin asit oluşturmasını engelleyen maddeler vardır. Elma ve havuç gibi meyveler ise ısırarak yenildiğinde dişlerin mekanik olarak temizlenmesine ve dişeti sağlının korunmasına yardımcı olur. Şekersiz veya xylitol, karbamid, bicarbonat, flor, kalsiyum ve fosfat içeren çikletler de tükrük akışını hızlandırarak plak birikimini azaltır ve diş çürümelerini engeller.”

 

 

Gençlerde diş çürümelerinin sebebi gazlı içecekler

 

        İngiliz Diş Hekimleri Birliği tarafından yapılan araştırmalar, gençlerde diş çürümelerinin en önemli sebebinin gazlı içecekler olduğunu ortaya koydu.12 yaşındaki grupta diş çürümelerinin diğer yaş gruplarına göre yüzde 59 oranında arttığını, bunun 14 yaşındakiler arasındaysa yüzde 220’ye yükseldiğini belirten araştırmacılar, “gazlı içeceklere olan tutku arttıkça dişlerdeki bozulmalar da artıyor” görüşünü savundu.

 

        Günde dört bardak gazlı içecek tüketmenin dişlerdeki bozulma riskini 12 yaş grubunda yüzde 252 oranında artırdığını da belirten Diş Hekimleri Birliği uzmanları, bu oranın 14 yaş grubundaysa yüzde 513’lük artış olarak ortaya çıktığını bildirdi. Yaklaşık 1000 çocuk üzerinde yapılan araştırmanın, 12 yaş grubundakilerin üçte ikisinin, 14 yaş grubundakilerinse yüzde 92’sinin gazlı içecek tükettiğini gösterdiğini bildirdi. 


       Her iki yaş grubundaki çocukların yüzde 40’ından fazlısının günde üç veya daha fazla bardak gazlı içecek tükettiğini gösteren araştırma, bu alışkanlığın sürmesi halinde toplumun “sağlıksız ağızlı bireylerden oluşmasının kaçınılmaz” olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, günde bir bardak gazlı içeceğin bile diş çürümesi riskini ciddi biçimde artırdığını vurguladı.