RADYO GÜVEN

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE...   Mustafa Kemal ATATÜRK        KIBRIS TÜRK MÜCAHİDİNİN SESİ 89.2Mhz  90.4Mhz    90.8Mhz
 AnaSayfa     Sağlığımız                                                                                                                         

ÖNCE SAĞLIK

 

 

LEKE TEDAVİSİNİN ZAMANI

 

      Güneş ışınlarının en az olduğu bu dönemin, leke tedavisi için en uygun zaman olduğu ifade edildi.Güzellik Uzmanı Nermin Bulur, lekelerin, peeling (törpüleme) tedavisiyle yok edilebileceğini belirtti. 4-5 ay süren tedavinin etkili olabilmesi için bu aylarda başlanması gerektiğine dikkat çeken Bulur, güneş ışınlarının yoğun olduğu dönemde tedavinin zorlaştığını kaydetti.Güzellik Uzmanı Nermin Bulur, yüz ve vücutta görülen istenmeyen lekelerin, çok değişik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabildiğini söyledi.
       
 

Güneş gören bölgelerde oluşuyor


       Güneş ışınlarının bu lekelerin oluşumunda etkili olduğunu anlatan Bulur, özellikle güneş gören yüz, dekolte bölgesi, omuz başları, sırt, el üstü gibi bölgelerde kahverengi lekelerin kendini gösterdiğini ifade etti. Lekelerin yanlış bronzlaşma ve güneşlenmelerden sonra artış gösterdiğini vurgulayan Bulur, yaş ilerlemesiyle birlikte el üstünde de bu lekelerin görülmeye başlandığını kaydetti. Yine gebelikte görülen hormonal düzensizliğe bağlı özellikle güneş gören yerlerde ve yüzde lekelere rastlandığını belirten Bulur, tende görülen bazı cilt hastalıkların da leke bırakabildiğini ifade etti.


       Bulur, bu tip lekelerin bayanlarda daha çok görüldüğünü belirterek, şunları söyledi: “Güneşten gelen A ve B ışınları melaninleri ortaya çıkararak lekeleri görünür kılıyor. Güneş etkisiyle oluşmuş lekeler aslında, zaten ciltte var olan renklerin ortaya çıkmasıdır. Bu lekeler herhangi bir sağlık problemi olarak düşünülmemeli. Ancak estetik olarak bakıldığında hoş görünmüyor. Bu nedenle çeşitli tedavi yönetimleri ile bu lekeleri yok etmek mümkün.”


       
Peeling (Törpüleme) Tedavisi


       Lekelerin peeling adı verilen törpüleme tedavisi ile yok edilebileceğini belirten Bulur, ancak peeling öncesi cildin buna hazırlanması gerektiğini anlattı. Tedaviye başlamak için de uygun zamanın seçilmesi gerektiğini belirten Bulur, “Tedaviye, güneş ışınlarının etkili olmadığı bir dönemde, yani içinde bulunduğumuz bu aylarda başlanmalı. Çünkü bu tedavi 4-5 ay sürdüğü için ancak bu aylarda başlandığı takdirde etkili olur. Güneş ışınlarının yoğun olduğu bir dönem ise tedaviyi zorlaştırır” diye konuştu.

 

 

 

 

Cilt lekelerinin tedavisi

 

     Yüzde yama tarzı açık veya koyu renkli kahverengi lekeler şeklinde seyreden ‘melasma’ çoğunlukla kadınlarda görülür. Gebelikte sık görüldüğünden ‘gebelik maskesi’ de denir.

 

      Güneş, koyu renk cilt tipi, doğum kontrol hapıları, östrojen , bazı epilepsi ilaçlarının kullanımı bu lekelerin oluşumunda rol oynar. Bazı makyaj malzemeleri, kolonya, parfümler, sabun ve nemlendiriciler gibi kozmetik ürünler de özellikle güneş temasını takiben bu tür lekelenmelere yol açabilir.

 

      Kozmed Lazer Merkezleri doktorlarında Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Canan Savaş, melasma ve tedavisi ihakkında hakkında bilgiler verdi.Gebelik sırasında gelişen melasma doğumdan sonra kaybolabilir. Bazen de kalıcı olur. Melasma; tedavisinin zor olması nedeniyle hastaları ve doktorları sıkıntıya sokabilen bir durumdur.


       Melasma tedavisinde melaninin yerleşim yeri önemlidir. Derinin daha üst tabakalarında yerleşim klinik olarak kahverengi görünümlüdür. Tedavi edilebilir. Daha alt tabakalara yerleşim mavi gri renklidir. Tedavi edilmesi zordur. Bu ayrım Wood lambası denilen özel lambalarla muayene edilerek yapılabilir ve hastaya tedavi başarısı hakkında daha net bir bilgi verilebilir.


       Açık tenli kişilerde tedavi lekeleri tamamen ortadan kaldırabilir ancak tekrarlama olasılığı vardır. Koyu tenli kişiler daha az oranda tamamen tedavi olabilirler ve melasmanın tekrarlama olasılığı daha fazladır. Açık tenli kişilerde sonuçlar haftalar içinde ortaya çıkarken koyu tenli kişilerde aylarca kullanmak gerekebilir.
       


Güneşten Koruma


       Melasması olan kişilerde güneş ışınları bu lekelerin koyulaşmasına neden olur. Bu nedenle güneşten korunma tedavinin temelidir. Güneş koruyucular hem uva hem de UVB koruması içermelidir. UVA camdan da geçebilir. Bu yüzden dışarıya çıkılmasa bile güneş koruyucu düzenli bir şekilde tüm gün sürülmelidir. Ayrıca hiç bir koruyucunun tam bir koruma sağlamadığı da bilinmeli ve güneşten kaçınma bir alışkanlık haline getirilmelidir.
       
Renk Açıcılar


       Hidrokinon içeren kremler günde iki kez uzun süre hatta gerekirse 1 yıla kadar kullanılabilir. Kızarıklık, kepeklenme, yanma ve batma gibi tahriş edici etkiler olabilir. Alllejik bir duyarlılık varsa uygulamadan kaçınmalıdır.


       Tretinoin kremleri genelde akşamları sürülür. Düşük konsantrasyonda başlanıp arttırılarak kullanılırsa yan etkiler azalır. Uzun süre devam etmek gerekir.Azeleik asit günde iki kez ve uzun süre kullanılır.Kojik asit, hidroksi asitler de kullanılan ürünlerdir. Glikolik asit hidrokinonun etkinliğini arttırabilir. Kojik asit de diğer maddelerin etkinliğini arttırabilir.


       Leke tedavisinde temel olan bu maddeler hastanın cildine göre birlikte de kullanılabilir. Bazılarına kortizonlu kremlerin de eklendiği çeşitli karışım formüller de bulunmaktadır. Kimyasal peeling jessner solusyonu, trikloroasetik asit, alfa hidroksi asitler gibi maddelerin cilde uygulandığı soyma yöntemleridir. Mutlaka uzman kişilerce yapılmalıdır. Bu tedavilere ek olarak kullanılabilir ve daha çabuk bir sonuç sağlayabilirler.Bu tedavilere cevap alınamadığı durumlarda lazer tedavileri değerlendirmeye alınmalıdır.

 

 

 

Kış mevsimi cildi kurutuyor

 

       Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hayriye Sarıcaoğlu, kış aylarında havanın kuru ve nemsiz olmasının, deride nem kaybına yol açtığını söyledi.UÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hayriye Sarıcaoğlu, cilt bakımı denilince ilk akla gelenin yüz bakımı olduğunu, ancak bakımın tüm vücudu kapsaması gerektiğini kaydetti.

 

       Kış mevsiminde havadaki nemin azaldığını, kalorifer, soba ve klima gibi cihazların nem oranını daha da aşağıya çektiğini ifade eden Doç. Dr. Hayriye Sarıcaoğlu, “Kış aylarında bulunulan ortamın kuruluğu, derideki nemin azalmasına neden olur. Bu nedenle, özellikle kış aylarında cilt, uygun ürünlerle düzenli olarak nemlendirilmelidir” dedi.

 

       Doç. Dr. Sarıcaoğlu, erken yaşlılık belirtilerinin ortadan kaldırılmasına yönelik cilt bakımında, temizlik ve nemlendirmenin, yaşa, cinsiyete ve deri tipine göre değiştiğini anlatarak, derinin yıpranmasının önüne geçebilmek için özellikle yüzün günde bir defadan fazla yıkanmaması gerektiğini bildirdi. Bu durumun, derinin kendini toparlaması açısından çok önemli olduğuna dikkati çeken Sarıcaoğlu, şunları söyledi: “Cilt temizliğinde, cildin PH değerine uygun tıbbi temizlik ürünlerinin kullanılması önerilir. El temizliği için kullanılan sabunların, yüz temizliği için kullanılması son derece yanlıştır. Çünkü el derisi, yüze oranla daha kalındır. Günde birkaç kez duş alma alışkanlığı, sık sabun kullanımı nedeniyle cilt kuruluğunu artırır. Özellikle çok sık duş alan kişiler, cilt bakımlarını ihmal etmeyerek, banyodan sonra mutlaka nemlendirici kullanmalılar.”


       Sarıcaoğlu, ciltin yağlı olmasının, nemle karıştırılmaması gerektiğini, yağlı cilde sahip kişilerin de kış aylarında nemlendirici kullanması gerektiğini sözlerine ekledi.

 

 

 

Sivilce: Estetik bir sorun değil, hastalık!

 

       Genellikle ergenlik döneminin sorunu olarak bilinen sivilceler günümüzde yetişkin insanlarda da sıklıkla görülüyor

Araştırmalar her 100 kişiden 85’inin yaşamının bir döneminde sivilce sorununu yaşadığını gösteriyor. Hem özel hem de sosyal yaşamı olumsuz etkileyen, ruhsal sorunlara yol açabilen sivilceler bilimsel yöntemlerle tedavi edilebiliyor.

 

       Hemen her yaşta görülebilen bir sorun olan sivilce iyi tedavi edilemediğinde birçok ruhsal soruna neden oluyor. Sivilcenin oluşumunda ciltteki yağ bezlerinin faaliyetinin bozulması birinci derecede rol oynuyor.Akne ergenlik çağında yağ bezlerinin çalışmasıyla birlikte ortaya çıkan ve yaklaşık 8-12 gün kadar devam eden bir hastalık, estetik bir sorun değil. Yani akne, yağ bezlerinin anormal çalışmasına bağlı olarak gelişen bir hastalık olarak kabul ediliyor.


       Uzmanlara göre sivilce estetik bir sorun değil, hastalık. Ancak yapılan araştırmalar sivilce tedavisi için öncelikle hekime başvurulmadığını gösteriyor.İlk başvuru evde dişmacunundan başlayıp gelişen birtakım geleneksel uygulamalar oluyor. Biraz daha maddi durumu iyiler ise hekime değil güzellik salonlarına gitmeyi tercih ediyorlar.


       Annede veya babada sivilce olması, çocuklarda görülme sıklığını artırıyor. Terleme, adet düzensizliği ve hormonal bozukluklar da sivilce artışından sorumlu tutuluyor.Yalnızca yüzde değil ayrıca göğüs sırt gibi alanlarda da görülebilen sivilce uzun süreli tedavilere mutlaka yanıt veriyor.Hekimler takibi süresince gerekirse antibiyotiklerden, (hekimin seçtiği) ve hem yerel tedavilere cevap vermeyen, hem de çok yaygın kistik lezyonlarla gelen çok abartılı vakalarda retinoikleri tercih ediyorlar. Uzmanlara göre başarılı bir sonuç elde edilebilmesi için sivilce tedavisinin en az 3 ay sürdürülmesi gerekiyor.

 

 

 

 

Kırışıklık ve lekeleri dert etmeyin

 

       Acı çekmeden, normal yaşamı etkilemeden uygulanan ‘soft’ yöntemlerle, ciltte ortaya çıkan kırışıklık, leke, şekil bozukluğu gibi estetik kusurların düzeltilmesi mümkün.Ciltte yaşlanmaya, sivilcelere, yaralanmalara ve güneş ışınlarının olumsuz etkilerine bağlı olarak kırışıklık, leke, şekil bozukluğu gibi estetik kusurlar ortaya çıkabiliyor. Bu kusurların düzeltilmesi için kullanılan ‘soft’ yöntemler acı çekmeden ve normal yaşamı etkilemeden uygulandığı için büyük ilgi görüyor. Ancak hangi yöntemin kullanılacağına kişinin estetik sorununun niteliğine ve beklentilerine bakılarak karar veriliyor.

 

 

Dolgu maddelerinin enjeksiyonu


       Dolgu maddelerin cilt içine enjekte edilmesiyle, kırışıklık bölgesinde hacim yaratılarak kırışıklık çizgileri düzeltiliyor. Dolgu maddeleri, yüzdeki yaşlılık çizgileri, yaralanmalarla oluşan çizgiler, yüzdeki şekil bozuklukları, kişinin derin sivilce izleri gibi sorunlarda tercih ediliyor. Ayrıca kişinin dudak kalınlaştırma, dudak şekillendirme gibi estetik değişiklik taleplerinde de bu yöntemler rahatlıkla uygulanabiliyor.
       Dolgu yapılmasında kullanılan birçok madde bulunmaktadır. Bunlar sıvı parafin, sıvı silikon (ülkemizde kullanımı yasal değil) kolajen, hyalüronik asit, otolog yağ, otolog kolajen gibi maddelerdir. Kliniğimizde uygulanan dolgu maddesi, stabilize edilmiş hyalüronik asittir. Tamamen organizmaya uyumlu ve organizma tarafından eritilebilen doğal bir maddedir. Fonksiyonu, vücudun kendi hyalüronik asidinin tüketildiği yere hacim eklemektir.
 

       
Kalıcılığı ne kadar?


       Dolgu maddeleri enjeksiyonun kalıcılık süresi 5 -12 ay arasında değişiyor. Metabolizmanın, hyalüronik asidi su ve karbonhidrata dönüştürmektedir. Büyüme faktörleri ve hormonlar, glikoz ve oksijen gibi önemli besleyici ajanların serbest geçişine olanak verir. Hyalüronik asit jelinin parçaları arasında hücreler dolaşabilir ve sağlıklı bir cilt ortaya çıkar. Test ihtiyacı olmadığından kişi hemen uygulamaya alınabilir, anında tatmin sağlar. Enjeksiyonun hemen sonrasında kişi normal yaşantısını sürdürebilir. Her yaşta uygulanabilir. İstenildiği sıklıkta tekrar edilebilir. Alerji riski yoktur.
       


BT-A (Botilinum Toksin - A) Enjeksiyonu


       BT-A, 1980 yılından bu yana tıbbın çeşitli alanlarında başarıyla kullanılıyor. Bazı kişilerin alışkanlık olarak kaşlarını çatmasıyla zamanla o bölgedeki çizgiler belirginleşmekte, bu da hoş olmayan bir yüz ifadesine neden olmaktadır. BT-A enjeksiyonu en sık, alın, iki kaşın arası, göz çevresi, çene ve dudak çevresindeki çizgilere uygulanmaktadır. Bu bölgelerin sinir ileti bozukluğuna ait anormalliklerinde özellikle tercih edilir. BT-A enjeksiyonunun etkisinin kalıcılığı kişiden kişiye değişiklik gösterir. Ortalama 4 -12 ay kalıcı etki elde edilir. Hiçbir sistemik yan etki gözlenmemiştir. Uygulamanın isteğe bağlı tekrarı mümkündür. BT-A enjeksiyonu uzman doktorlar tarafından yapılmadığında, kaş ve göz kapağı düşmesi, göz altı şişmesi gibi geçici yan etkiler görülebilir. BT-A uygulaması öncesi, hekimin, hastanın yüzündeki patalojiyi iyi belirlemesi, uygulayacağı dozu ve yöntemi belirlemesi gerekir.